Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
SÖZCÜKTE ANLAM İLİŞKİLERİ
a. Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler
Yazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen aynı anlamı taşıyan sözcüklerdir.
Bu tür sözcükler birbirlerinin yerine kullanılabilir. Eş anlamlılık çoğunlukla Türkçe
sözcüklerle dilimize yabancı dillerden girmiş sözcükler arasındadır.
Örneğin: siyah – kara » cevap – yanıt » kalp – yürek – gönül » kelime – sözcük »
ileti – mesaj
b. Yakın Anlamlı Sözcükler
Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
Örneğin: basmak – çiğnemek – ezmek » tutmak – yakalamak
c. Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir. Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir.
Örneğin: uzak – yakın » bulanık – berrak » kirli – temiz » ileri – geri
ç. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Yazılış ve okunuşları aynı olan; ama anlamları birbirinden farklı olan sözcüklere eş sesli (sesteş) sözcükler denir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler.
Örneğin: Yol
Bu yolu takip etmemiz gerek. (yol: Bir yerden bir yere ulaşmak için üzerinde yürüdüğümüz yer) Kardeşimle birlikte bahçedeki otları yolduk. (yolmak: Çekip koparmak)
d. Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler
Söylenişte tekil olmasına rağmen anlamca geniş kapsamlı olan sözcüklere genel
anlamlı sözcükler; anlamca daha dar kapsamlı olan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir.
Örneğin: varlık – canlı – bitki – çiçek – papatya
GENEL . . . . . . ) . . . . . ÖZEL
Yukarıdaki örnekte sözcükler genelden özele doğru sıralanmıştır. Buradaki sözcüklerin en genel anlamlısı “varlık”tır, en özel anlamlısı ise “papatya”dır.
e. Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler
Beş duyu organımızdan en az biriyle algılayabildiğimiz varlıkları karşılayan sözcüklere “somut anlamlı sözcükler” denir.
Örneğin: Rüzgâr, yağmur
Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılayamadığımız kavramları ifade eden
sözcüklere “soyut anlamlı sözcükler” denir.
Örneğin: Kin, iyilik
f. Nitel ve Nicel Anlamlı Sözcükler
Kavramların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini gösteren sözcüklere nicel anlamlı sözcükler denir.
Örneğin: Bu binadaki dairelerin oldukça geniş odaları var. Ağacın uzun dallarını
testereyle kestim.
Varlıkların nasıl olduğunu, niteliğini gösteren; sayılamayan, ölçülemeyen bir değeri, özelliği ifade eden sözcüklere “nitel anlamlı sözcükler” denir.
Örneğin: Ekşi yoğurdu ayran yaparak değerlendirebilirsin.
g. Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel)
Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.
Örneğin: Seni şirketten aradılar. Yukarıdaki cümlede “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir.
Ad aktarması şu ilişkiler çerçevesinde kurulabilir:
* İç-Dış İlişkisi
Bir varlığın dışı söylenerek içi ya da içi söylenerek dışı kastedilir.
Örneğin: Evi gelecek hafta taşıyoruz. (Evin eşyalarını)
* Bütün-Parça İlişkisi
Bir varlığın bütünü söylenerek parçası, parçası söylenerek bütünü kastedilir.
Örneğin: Sokağın ilk girişindeki apartmanda oturuyorum. (Apartmanın dairesi)
* Somut-Soyut İlişkisi
Soyut bir kavram söylenerek somut bir varlık kastedilir.
Örneğin: Düşük bir maaşla beş canı besliyor. (İnsan)
* Sanatçı-Eser İlişkisi
Sanatçının adı söylenerek eseri ya da eserleri kastedilir.
Örneğin: Biz Yahya Kemal’i okuyarak yetiştik. (Romanını)
* Yer (Şehir, Kasaba, Köy) – İnsan İlişkisi
Yer adı söylenerek insan adı kastedilir.
Örneğin: Takımı şampiyon olunca tüm Adana bayram etti. (Şehir halkı)» Törende
bütün kasaba meydanda toplanmıştı. (Kasaba halkı)
* Şehir-Yönetim ilişkisi
Bir ülkenin başkenti söylenerek yöneticileri kastedilir.
Örneğin: Ankara bu olayda duyarsız kaldı. (Devlet yöneticileri)
* Yön – Bölge, İnsan İlişkisi
Yön adı söylenerek o yerde oturan insanlar kastedilir.
Örneğin: Bardağını bitir de sana çay doldurayım. (Çayını bitir)
* Bir Kap Söyleyip İçindekileri Çağrıştırma
Örneğin: Batı’nın tavrını anlamak güç. (Avrupa ülkeleri)
ğ. Anlam (Deyim) Aktarması
Bir sözcüğün benzetme amacı ile başka bir sözcük yerine kullanılmasına anlam
(deyim) aktarması denir. Anlam aktarması, anlatımı güçlendirmek ya da duygu ve
düşünceleri kısa yoldan anlatmak için başvurulan bir yöntemdir. Deyim aktarmalarını şu alt bölümlerde inceleyebiliriz:
* İnsandan Doğaya Aktarma
Organ adları ya da giysi parçalarının doğaya
aktarımı şeklinde olursa yan anlamlı kelime, kişileştirme şeklinde olursa mecaz
anlamlı kelime ortaya çıkar.
Örneğin: Bir diş sarımsak (Yan Anlam)
* Doğadan İnsana Aktarma
Doğayla ilgili öğelerin insan için kullanılmasıdır.
Örneğin: Aslanım, yaptığın bu iş doğru değil!
* Doğayla İlgili Kavramların Doğaya Aktarılması
Doğayla ilgili öğelerin doğanın bir başka öğesi için kullanılmasıdır.
Örneğin: Karlar uçuşurdu camlarda.
* Duyular Arası Aktarma
Bir duyuya ait olan kavramların başka duyular ile
birlikte kullanılmasıdır.
Örneğin: Acı bir çığlık duyuldu. (Tat alma duyusundan işitme duyusuna)
Keskin bir koku içeriye yayılmıştı. (Dokunma duyusundan koklama
duyusuna)
* Somutlaştırma
Soyut, anlatılması güç düşünce ve duyguların somut kavramlarla dile getirilmesidir.
Örneğin: “güç, hüner” soyut anlamlıdır. Bu kavramları somutlaştırmak için
somut anlamlı “bilek” sözcüğünden yararlanabiliriz. “O bileğine çok güveniyor.” dediğimiz zaman “güç, hüner” kavramlarını somut bir biçimde anlatmış oluruz. » Bu öğrencideki zekâ kimsede yok! (soyut kavram)» Bu öğrencideki kafa kimsede yok! (somut kavram)

