Ders 12 Anlatım Bozuklukları
ANLATIM BOZUKLUKLARI
1. Cümlede Gereksiz Kelime Kullanılması
Bir kelimeyi cümleden çıkardığımızda, cümlenin anlamında değişme olmuyorsa o kelime gereksiz kullanılmıştır, cümleden çıkartılmalıdır. Gereksiz kelimelerin çıkartıldığı cümleler anlatım yönünden bozuk sayılır. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimeler gereksiz kullanılmıştır.
Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz:
Örneğin:
Oturduğu yerden ayağa kalktı, yanıma geldi.
O fabrikada benim iyi tanıdığım bir adam var.
Parktaki yeşil çimenlere basınca bekçiyi kızdırdık.
2. Eklerin Yanlış Kullanımı
a. “Birkaç”, “birçok” gibi kelimeler çoğul anlam taşır. Bu kelimelerle belirtilen
isimlerin sonuna “-ler” eki getirilirse, anlatım bozukluğu meydana gelir.
Örneğin:
Birkaç arkadaşlar bize geldi. (Yanlış)
Birkaç arkadaş bize geldi. (Doğru)
Köyde birçok hayvanlar ölmüş. (Yanlış)
Köyde birçok hayvan ölmüş. (Doğru)
b. Cümle içerisindeki kelimelere getirilen eklerin doğru kullanılması gerekir. Bir ekin fazladan kullanımı ya da gerekli olduğu halde kullanılmayışı anlatım bozukluğuna yol açar.
Örneğin:
Abant Gölü’nün güzelliği hiç unutamıyorum. (Yanlış)
Abant Gölü’nün güzelliğini hiç unutamıyorum. (Doğru)
Hayvanlara karşı herkes acıma duygusu olmalıdır, diyor. (Yanlış)
Hayvanlara karşı herkeste acıma duygusu olmalıdır, diyor. (Doğru)
3. Özne-Yüklem Uygunluğunun Sağlanamayışı
Özne-yüklem uygunluğunun olmadığı cümleler anlatım bakımından bozuk sayılır.
* Organ adları çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır:
Örneğin:
Ellerim çok üşüdüler. (Yanlış)
Ellerim çok üşüdü. (Doğru)
* Zaman adları çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır?
Örneğin:
Günler iyice uzuyorlar. (Yanlış)
Günler iyice uzuyor. (Doğru)
* Soyut kavramlar çoğul özne olunca yüklem tekil olmalıdır:
Örneğin:
Güzellikler giderek kayboluyorlar. (Yanlış)
Güzellikler giderek kayboluyor. (Doğru)
* Topluluk adları “-ler” ekiyle çoğullaşmadan özne olunca, yüklem tekil olmalıdır.
Örneğin:
Ordu düşmanın üzerine hücum ettiler. (Yanlış)
Ordu düşmanın üzerine hücum etti. (Doğru)
* Söze saygı anlamı katmak için özne tekil de olsa yüklem çoğul olabilir:
Örneğin:
Sami Bey daha gelmediler.
* Özne ikinci ve üçüncü kişiden oluşuyorsa yüklem ikinci çoğul olur:
Örneğin:
Ömer’le sen bugün sinemaya gitmeyeceksiniz. (Doğru)
Ömer’le sen bugün sinemaya gitmeyeceksin. (Yanlış)
* Özne üçüncü ve birinci kişilerden oluşuyorsa yüklem birinci çoğul olur:
Örneğin:
İbrahim’le ben yarın köye gidiyoruz. (Doğru)
İbrahim’le ben yarın köye gidiyorum. (Yanlış)
4. Fikir Yanlışlıkları
Cümlede bildirilen olaylar, düşünceler mantıksal bakımdan tutarlı ve doğru olmalıdır. Aksi halde anlatım bozukluğu meydana gelir.
* Bütün çalışkan insanlar mühendis oluyor.
Örneğin: Bu, cümlede, fikir (düşünce) yönünden bir yanlışlık vardır. Çünkü çalışkan insanlar mühendislik dışında da meslek seçebilirler.
* Yazar, gelecekle ilgili anılarını yazacakmış.
Örneğin: Anı (hatıra) geçmişte olmuş, bitmiş olaylarla ilgilidir. “Gelecekle ilgili anı” olamaz. Bu cümle de mantıksal yönden tutarsızdır.
5. Yanlış Anlamda Kullanılan Kelimeler
Dilimizdeki birçok sözcüğün birden çok anlamı vardır. Sözcükleri, anlam özelliklerini dikkate almadan kullanmak, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu yanlışa düşmemek için, özellikle yazılı anlatımda, sözcüklerin anlamını iyice tartmak, belirtilmek istenen düşünceyi eksiksiz karşılayacak sözcüğü özenle seçmek gerekir.
* Sahadan yenilgiyle ayrılmamızı, İngiliz hakeminin tutumuna borçluyuz.
“Borçlu olmak”, kendisini iyi bir duruma kavuşturana karşı, yükümlülük duygusu altında bulunmaktır. Örneğimizde iyi bir duruma kavuşulmuş olmadığı görülmektedir. Bu nedenle cümlenin şöyle kurulması gerekirdi: “Sahadan yenilgiyle ayrılmamızı, İngiliz hakemin tutumuna bağlayabiliriz.”
* “Kaldırımlarda boyacılar vardı. Hepsinin eli yüzü, üstü başı boyalara bezenmişti.” “Bezenmek”, süslenmek demektir. Bu örnekte süslenmek söz konusu olmadığına göre, cümleyi kuran, “ …boyalara bulanmıştı” demeliydi.
* “Bu küçük ülke, tüm dünya petrol rezervlerinin yüzde 15’ini barındırıyor.”
“Barındırmak”, tehlikeden korumak için güçsüz bir canlıya güvenli yer sağlamak demektir. Petrolü barındırmak söz konusu olmaz. Onun için yukarıdaki cümlede “barındırmak” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır, Anlatılmak istenen kavram için şöyle bir cümle kurulabilirdi: “Dünya petrol rezervlerinin yüzde 15’i bu küçük ülkede bulunuyor.”
* “Alkollü genç, üzerinde taşıdığı bıçağı çekerek, karısını vücudunun çeşitli yerlerine batırmak suretiyle öldürmüştü.”
Bu cümlede de “batırmak” sözcüğü anlam inceliği gözetilmeden kullanıldığı için anlatım bozuktur. “Batırmak” ve “saplamak” kavramları farklıdır, iğne batırılır, bıçak ise “saplanır”. Yukarıdaki örnekte “batırmak” yerine “saplamak” sözcüğü kullanılmalıydı.
6. Anlamca Çelişen Sözler
Cümle içinde anlamca çelişen sözlere yer vermek, bir anlatım kusurudur. Bu durum cümlenin anlaşılmasını zorlaştırır ve anlatım bozukluğuna yol açar. Öyleyse doğru kurulmuş bir cümlede çelişen sözler, sözcükler yer almamalıdır.
* Bu istek, hiç şüphesiz bakanımıza da iletilmiş olmalı.
“Hiç şüphesiz” kesinlik belirtecidir; eylemi “iletilmiştir” olacaktı ki kesinlik kavramı tamamlansın. Oysa eylem “iletilmiş olmalı” sözüyle olasılık gösteriyor. Bu da “hiç şüphesiz” le uyuşmuyor. Belirtilecek düşünce olasılık idiyse “hiç şüphesiz” kullanılmamalı, sadece “iletilmiş olmalı” denilmeliydi.
* Kooperatifin genel kurulunda tabii ki tüm sorunların ele alınacağını sanıyorum.
Tüm soruların ele alınmasını “tabii” diye nitelemek, bunun kuşkusuz, kesin olduğunu belirtmektir. Ama cümle sonundaki “sanıyorum” olma ya da olmama olasılığı bulunduğu anlamını taşıyor. Böylece anlatımda bir çelişki ortaya çıkıyor. Cümle, aşağıdaki biçimlerde düzeltilebilir:
• Kooperatifin genel kurulunda tabii ki tüm sorunlar ele alınacaktır.
• Kooperatifin genel kurulunda tüm sorunların ele alınacağını sanıyorum.
7. Deyimlerin Yanlış Kullanılması
Deyimler, bir dilin en önemli söz varlığını oluşturur. Deyimlere ne bir sözcük eklenebilir, ne de deyimlerden bir sözcük çıkarılabilir. Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Deyimi oluşturan sözcüklerden herhangi birisi, eşanlamlı da olsa, başka bir sözcükle değiştirilemez. Aksi durumda deyimin özgünlüğü bozulmuş olur.
Deyimlerin, kullanıldıkları cümlede anlama uygun düşmesine, başka bir sözle çelişmemesine özen göstermelidir.
* Çocuk, çevresinde konuşanlara kulak asarak kelimelerin telaffuzunu öğrenir.
Türkçede “kulak asmak” diye bir deyim vardır, ancak anlam olarak aynı değildir. Burada, “kulak vermek” deyimi kullanılacakken, o anlamı taşıdığı sanılan bir söz kullanılmıştır. “Kulak vermek” deyimi kullanılırsa, cümle düzelir.
* Şimdi yan oturup doğru konuşalım. Bu ülkenin hali ne olacak?
Bu anlatımda “Eğri oturup doğru konuşalım” denilecek yerde “Yan oturup doğru konuşalım” denilmiştir. Deyimin özgün biçimindeki “eğri” yerine “yan” sözcüğünün kullanımı anlatımı bozmuştur.
* Ömrümde böyle aptal, böyle cin fikirli bir adam görmedim.
Bu cümlede geçen “cin fikirli” deyimi biçimsel olarak doğrudur, ancak anlamına uygun yerde kullanılmamıştır. “Cin fikirli” deyimi “zeki, çok kurnaz” olmayı anlatır. “Aptal” olduğu belirtilen bir kişinin bu deyimle nitelenmesi bir çelişki doğuruyor. Cümlede anlatım bozuktur.
8. Mantık İlkelerine Aykırılık
Aslında her anlatım bozukluğunda mantık ilkelerine aykırı bir durum söz konusudur.
Aşağıdaki gramerce doğru cümlelerin dikkatle değerlendirilmesi durumunda kullanılan sözcüklerin anlamlarının tam olarak bilinmediği, bunun da çelişki, ikilem vb. anlatım bozukluklarına yol açtığı görülecektir.
* …yı öldüren katil zanlısı yakalandı.
‘Katil zanlısı’ ifadesi ile ‘öldüren‘ ifadesi arasında çelişki vardır.
* Maksimum taşıma kapasitesi
Taşıma kapasitesi ifadesinin içinde zaten ‘maksimum’ anlamı vardır.
* Gerçek katil zanlısı ortaya çıktı.
Zanlı ‘sanık’ anlamı taşıdığına göre, gerçek sözcüğü mantıkça uygun değildir.
* Maşrapasına su doldurmak için çeşmeye yöneldi.
Çeşmeden maşrapaya başka bir şey doldurmak mümkün olmadığına göre, su sözcüğüne gerek yoktur.
* Son çıkan olaylarda yaklaşık 125 kişi göz altına alındı.
Yaklaşık 125 kişi olmaz.
* 1453’ten bu yana patriklik yapan ve hâlen hayatta olmayan ruhanîler için dinî tören düzenlendi.
Hâlen sözcüğü ‘şimdi, şu anda, bugün’ anlamlarında kullanılmaktadır. 1453’ten bu yana patriklik yapan din adamlarının, mevcut patrik dışında, zaten ölmüş olmaları nedeniyle üstü çizili sözcüklerin kullanılmasının mantığı yoktur.
9. Yakın Veya Uzak Anlamlı Sözcükleri Birbirinin Yerine Kullanma
Sözcüklerin anlamlarına, anlam inceliklerine dikkat edilerek kullanılması gerekir.
Örneğin ‘sayesinde, sebebiyle, yüzünden’ sözcükleri temelde aynı anlamda görünmesine karşılık, ilk sözcüğün olumlu, ikinci sözcüğün nötr ve üçüncü sözcüğün olumsuzndurum ve koşulları belirtmede kullanılır.
* Düşüncelerini komutana söyledi arz etti.
* Beyaz Lâle diye adlı bir hikâye okudum.
* Savcı, sanığın suçlu olduğunu savundu ileri sürdü (iddia etti).
* Bu büyük apartmanlar, birbirine çok yaklaşık yakın yapılmış.
* Yoksulluğun etken etkin olduğu ülkelerde suç oranı yüksektir.
* Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını hatırlattık tanıttık.
* Son derece disiplinli ve sistemli çalışması, sınıfı doğrudan geçmesine yol açtı geçmesini sağladı.
* Kendisi, arkadaşları arasında «İyilik yapmak için yaratılmış bir adam» diye çağrılır anılır.
* Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, hastalığa yakalanma şansı çok yüksektir.
10. Sıkça Birbiriyle Karıştırılan Sözcükler
Aşağıda sesçe ve/veya anlamca birbirine benzeyen ve bu nedenle sık sık karıştırılan bazı örnekler sıralanmıştır.
mütahassıs – Uzman
mütehassis – Duygulanmış
mütevazı – Alçakgönüllü
mütevazi – Paralel
11. Yazım Kuralları ve Noktalama İşaretleri İle İlgili Yanlışlar:
a. Yazım Kuralları ile İlgili Yanlışlar:
(1) Ayrı ya da Bitişik Yazılış
Bir takım birtakım insanlar iki şiir yazmakla şair olunur sanıyorlar.
(2) da
Pekte güzelmiş! Pek de güzelmiş!
Sende Sen de mi Brutus?
Mehmet’te Mehmet de tatildeymiş.
(3) ki
Görülüyorki Görülüyor ki o, yazılarında yeni düşünceler sunan bir kişi değildir.
Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeterki, yeter ki bu dil, şuurla işlensin.
(4) mI
Sen de aynı düşüncede misin düşüncedemisin ?
Siz de aynı şeyi düşün müyormusunuz düşünmüyor musunuz?
(5) Ünsüz Uyumu
Cumhuriyet 29 EKİM 1923’ de 1923’te kuruldu.
Beğenmediğini açıkca açıkça ifade etti.
Sabahdan Sabahtan akşama değin hiç durmaksızın çalıştı..
(5) Büyük Harfler
Camlardan içeriye Güneş güneş girdi.
‘Çizgi Ötesi’ Dergisinin dergisinin en son sayısı ne zaman yayımlandı?
Sizler – Yarının yarının öğretmenlerini kastediyorum – geleceğimizsiniz.
Suç Ve ve Ceza, Ferhat İle ile Şirin,
b. Yabancı Kökenli Sözcüklerin Yazılışı
Yabancı kökenli sözcüklerin yazılışı konusunda kesin ve yerleşmiş kurallar bulunmamaktadır. Yabancı kökenli sözcüklerin yazımında şu seçenekler söz konusudur. Özgün yazımı ve okunuşu almak, yazımı ve okunuşu yerlileştirmek.
Türk yazımının genel ve temel ilkesi yabancı kökenli sözcükleri söyleyiş ve yazım bakımından yerlileştirmektir. Ancak son dönemlerde bu ilkenin göz ardı edildiği ve özellikle İngilizceden geçen sözcüklerin kendi yazımları ile Türkçeye yerleşmeye başladığı gözlenmektedir.
Sözcüklerin özgün yazımları yerine *baypas, *haytek, *tivigayd, *nouhau vb. yazılışların tercih edilmesi durumunda, ‘anlaşılamama’ sakıncası ortaya çıkmaktadır. Bu da, yeni durumun kalıcı olabileceğine işaret etmektedir. Hâlbuki, doğu ve batı dillerinden Türkçeye giren tüm sözcüklerin yazımında, Türkçenin özelliklerinin ön planda tutulması gerekmektedir.
c. Noktalama İşaretleri İle İlgili Yanlışlar
(1) Nokta Yanlışları
16.Kasım.1961 16 Kasım 1961 (16 KASIM 1961)
(2) Virgül Yanlışları
Küçük çam ağacının arkasına saklanmıştı.
Küçük, çam ağacının arkasına saklanmıştı.
(3) Kesme İşareti
Ankara’lı Ankaralı

